Sevr Antlaşması

Sevr Antlaşması Nedir?

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı hükümetiyle İtilaf Devletleri arasında yapılan ve savaş halini bitiren 433 maddelik antlaşmadır. Antlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Osmanlı Padişahı tarafından imzalanmadığı için hukuken geçersiz sayılmıştır.

Sevr Antlaşması Nerede ve Kim Tarafından İmzalanmıştır?

İtilaf devletleri, Osmanlı Devleti’ni paylaşmak için, Paris’in banliyösü olan Sevr’de (Sevres) bir barış konferansı topladılar. Osmanlı Devleti’ne de delegelerini buraya göndermesi bildirildi. Konferansta Osmanlı Devleti’ni eski sadrazamlardan Tevfik Paşanın başkanlığında İçişleri Bakanı Reşit Pey, Milli Eğitim Bakanı Fahreddin Bey, Bayındırlık Bakanı Cemal Paşa’dan oluşan bir kurul temsil etti.

İtilaf devletleri, bu sırada kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetini konferansa çağırmadılar. Paris’e giden Osmanlı delegelerine, çok ağır olan barış koşulları bildirildi. Kurul Başkanı Tevfik Paşa “Türkiye bağımsız bir devlettir. Bu koşulları kabul edemeyiz” diyerek görüşmeleri kesti. Bunun üzerine saldırıya geçen Yunan birlikleri Balıkesir, Uşak ve Bursa’yı işgal ettiler. Tevfik Paşa’nın yerine baş delegeliğe getirilen Ferit Paşa, Osmanlı devletinin barış koşullarını itilaf devletlerine bildirdi.

Sevr Antlaşması İmzalanırken

Bir süre bekleyen Osmanlı delegeleri İstanbul’a döndü. Fransız delegesi, barış konferansı adına Osmanlı önerisine karşılık verdi. O esnada düşman ülkelerin temsilcileri tarafından ağır bir baskı altında tutulan VI. Mehmet, zorunlu olarak kendi başkanlığında bir saltanat konseyi topladı. Bu konseyde barış koşullarının kabul edilmesine karar verildi. Yalnız Rıza Paşa karşı çıktı. Bağdatlı Hadi Paşa, Şair Rıza Tevfik, Bern Büyükelçisi Reşit Halis’ten oluşan bir kurul Paris’e giderek koşulları çok ağır olan Sevr Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.

Sevr Antlaşmasının Maddeleri

  • İstanbul, bu antlaşmaya uyma koşuluyla Türklerin elinde kalacaktı.
  • Rumeli’de Çatalca’nın batısında kalan yerler Yunanlara verilecekti,
  • Ege Adaları Yunanistan’a bırakılacak, Rodos ve 12 Ada İtalya’ya verilecek,
  • Güney sınırı Mardin, Urfa, Gaziantep ve Osmaniye’nin kuzeyinden geçecek, doğuda bir Ermenistan ve Kürdistan kurulacaktı,
  • Irak, Musul ve Arabistan İngiltere’ye verilecek,
  • Boğazlar, ayrı bayrağı, bütçesi ve örgütü olan bir komisyonun yönetimine girecek ve bu komisyonda Türk üye bulunmayacaktı,
  • Kapitülasyonlar; İngiliz, Japon, Fransız ve İtalyanlardan oluşan bir komisyonun düzenlemesiyle genişletilerek yeniden gündeme gelecek ve bütün azınlıklar bu ayrıcalıklardan yararlanabilecekti. Ayrıca azınlıklara geniş haklar verilecek ve askerlik yapmayacaklardı,
  • Azınlıklar sınırlarımız içinde okul ve dini kurumları açabileceklerdi. Osmanlı’nın bu konuda yaptığı uygulamalar ise denetlenebilecekti,
  • Osmanlı Devleti’nin mali durumu ve bütçesi İngiliz, Fransız ve İtalyanlardan oluşan komisyon ile Düyun-u Umumiye İdaresi tarafından yönetilecekti. Bu komisyonda Osmanlı üyeleri sadece danışman olarak yer alacaktı,
  • Osmanlı, mali bakımdan zor durumda olduğu için savaş tazminatı vermeyecek ve borçları silinecekti,
  • Osmanlı Devleti’nde zorunlu askerlik kaldırılacak ve askeri gücü 50.700’ü geçmeyecekti. Ayrıca orduda ağır silahlar ve uçaklar kesinlikle bulunmayacak ve Osmanlı donanması İtilaf Devletleri’nin kontrolü altında olacaktı,
  • Deniz Kuvvetleri’nde 13’ten fazla savaş gemisi bulunmayacak,
  • Kürtler, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet kurmak isterlerse ve bu istek Cemiyet-i Akvam tarafından kabul edilirse, Osmanlılar bu durumu kabul edecekti,
  • Osmanlılar, Mısır üzerindeki bütün haklarından vazgeçecek, Filistin, Irak ve Suriye için alınan kararlara uyacaktı.
  • Hicaz bağımsız bir devlet olacaktı (Arap ülkeleri istediğini aldı),
  • Osmanlı Devleti İzmir’deki egemenlik haklarını Yunanistan’a bırakacak ve kalelerden sadece birinde Türk bayrağı dalgalanacaktı,
  • Şam ve çevresi, Mardin, Antep ve Urfa Fransa’ya verilecek ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölgede Fransız nüfusu yer alacaktı,
  • İzmir bölgesi dışındaki Batı Anadolu, İtalya’ya ait nüfus bölgesi olacaktı.

Sevr Antlaşmasının Özellikleri ve Önemi

  • “Devlet-i Âli Osmani” bu anlaşmayla tarih sahnesinden silindi. Varlığını sadece kâğıt üzerinde kaldı ve Sömürge haline geldi.
  • I. Dünya Savaşı’ndan sonra geçerli olmayan tek antlaşmadır.
  • Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son antlaşmadır.
  • Osmanlı Devleti’nin yönetilebilir tüm unsurları (ekonomi, siyasi, kültürel vb.) yabancıların kontrolü altına girdi.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Osmanlı Padişahı tarafından imzalanmadığı için hukuken geçersiz sayıldı. Ancak Antlaşmada belirlenen maddelerin varlığı dahi yeni arayışların ortaya çıkmasına ve tedirginliğe neden oldu.
  • TBMM, imza heyetini 19 Ağustos 1920’de vatan haini olarak ilan etti. Bu durum milletin nezdinde bağımsızlığın TBMM’den geçeceğine dair inancı kuvvetlendirdi.
  • TBMM, antlaşmaya gösterdiği tepki ile Misak-ı Milli’den taviz vermeyeceğini güçlü bir şekilde ifade etti.
  • Sevr Antlaşması’nın ağır maddeleri Türk milletinde kurtuluşa dair motivasyonu artırdı.