Misyonerlik

Nedir

“Misyon” ve “misyoner” kelimeleri, Latince “missio” kelimesinden türemiştir. “Misyon” kelimesinin lügatte karşılığı; görev, yetki, aracılık yapma, gönderme ve bir kişiye bir işi yapması için verilen özel vazife anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla misyoner, kendini Hristiyanlığın yayılmasına adamış ve Kilisece bu iş için özel görev ve yetki verilmiş kimsedir.

Kiliseler, Hristiyan olmayan ülkelerde Hristiyanlığı yaymak için bazı teşkilatlar kurarlar. Bunlara misyon, bunların faaliyetine de misyonerlik denir. Misyon, misyoner, misyonerlik kelimeleri; özel olarak Hristiyanlık, genel olarak da diğer evrensel dinlerin, dinlerini yayma faaliyetlerini ifade etmek üzere, kullanılmaktadır.

Tarihçesi

Misyonerlik, Hristiyanlığı yaymak gayesiyle başlatıldı. Bu gayeye dayanak olarak şu İncil cümleleri ileri sürülmektedir: “Öyleyse gidin, Baba, Oğul, ve Kutsal Ruh adına bütün insanları vaftiz edin; size emrettiklerime uymayı onlara öğretin, onları eğitin.” (Matta 28:18-20). Havariler ilk misyonerler olarak kabul edilmişler, daha sonra da misyonerlik kilisenin bir görevi olarak kabul edilmiştir.

Misyonerlik faaliyetleri İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesi, İslam’ın hızla yayılmasını durdurma çabası ve Avrupa’nın sömürgecilik faaliyetlerini yaygınlaştırma isteği neticesinde masum tebliğ anlayışından uzaklaşmış, yıkıcı faaliyetlerin odağı haline gelmiştir. Özellikle XVIII ve XIX. yüzyıllarda Batının tüm dünyaya yayılmış sömürgeciliğinin birinci aracı misyonerlik olmuştur. Başka bir ifade ile, batılı devletler koloni haline getirmek istedikleri bölgelere önce misyonerler göndermişler, oraları koloni haline getirdikten sonra da yönetimlerini devam ettirebilmek için misyonerlerin hizmetlerinden yararlanmışlardır. Misyonerlerin tebliğ anlayışının dışına çıktıkları diğer bir nokta da; yalan, iftira ve karalamaya başvurmaları, fakirlik, mahrumiyet, tabii afet vb. zor şartları istismar etmeleridir.

Misyonerliğin tam anlamıyla kurumsallaşması ve siyasi çıkarların odağı haline gelmesi Ortaçağ’da gerçekleşti. İngiltere’de 1646’da, İngiliz Parlamentosu Hristiyanlığın yayılması için bir cemiyet kurdurdu. Bunu 1662’de Vatikan’da kurulan Propaganda Bakanlığı takip etti. Bu teşkilat, Paris’te Dış Misyoner Papaz Okulu’nu açtı. Bunu yenileri kovaladı. Almanya, İsviçre, Danimarka, Amerika ve Rusya’da binden fazla teşkilat kuruldu. Misyoner faaliyetlerinde İngiltere ve Amerika Protestan Kiliseleri etkili faaliyetler yürüttü.

Osmanlı İmparatorluğu devrinde aşağı yukarı ilk misyoner faaliyeti, Sivas’ta 1701’de Ermeniler arasında milli şuuru uyandırmakla işe başlayan Mkhitar Sebastatsi ile sahneye çıktı. Ermeniler arasında Katolik propagandası 130 sene kadar devam etti ve sonunda Osmanlı İmparatorluğu içinde Fransa’nın desteğiyle 1830’da Katolik Ermeniler ayrı bir cemaat olarak tanındı. Daha sonra Amerikalı misyonerler, Protestanlığı Ermeniler arasında yaymaya başladılar. İngiltere’nin de himayesiyle 1847’de İstanbul’da Protestan Ermeni Kilisesi kuruldu.

Günümüzde misyonerlere, gidecekleri toplumun dil, din, tarih, milli kültür, sosyal yapı ve diğer önemli özelliklerini iyice öğrenme imkânı verilmekte, gideceği bölgede misyonerlik yapma usulleri iyice kavratılmaktadır. Bölgelere göre hazırlanmış çalışma metotları tespit edilmiştir. Meselâ “Müslümanlar Arasında Misyonerlik Yapma Metodu” adlı kitaplar yazılmıştır. Ayrıca bölgelerin durumları göz önünde bulundurularak sadece din adamı değil, doktor, insan hakları gözlemcisi, barış gücü gönüllüsü, mühendis, dil kursu öğretmeni, bilgisayar programcısı ve sportif bir faaliyetin organizatörü gibi çeşitli meslek mensupları misyoner olarak gönderilmekte ve çalışılmaktadır.