Michael Faraday

İngiliz fizikçi ve kimyacı (1791-1867)

Faraday, bir işçi ailesinin 10 çocuğundan biri olarak Londra yakınlarında dünyaya gelmiştir. 14 yaşında bir kitabevine çırak girinceye kadar, hemen hemen her şeyin, en çokta okula gidememenin sıkıntısını çekmiştir. Kitapçıdaki işi, talihinin dönüm noktası oldu. Patronu, çalışması için onu destekliyordu. Bu arada Humphry Davy’nin derslerini izliyordu. Davy’nin konuşmalarından büyük ölçüde etkilenen Faraday, derslerde dikkatlice not tutuyordu. Sonradan tuttuğu bu notlara açıklayıcı biçimler ekleyip düzenledikten sonra enstitüde bir iş bulabilmek umuduyla Davy’ye yolladı.

1813 yılında Davy, ona asistanı olmasını önerince, çok sevindi. Alacağı ücret, kitapçıda aldığından daha düşüktü. Ancak öğrenim konusunda eksiklikleri olanlara kapalı olan bilimsel araştırma dünyasına girmek Faraday’a daha çekici geldi.

İşe başlamasından yaklaşık bir yıl sonra Faraday, Davy ile birlikte büyük bir Avrupa gezisine çıktı. Bu yolculukta asistanlıktan çok Davy’nin kişisel yardımcılığını yapıyordu. Yine de bilimsel araştırmaları doğrudan görebilme ve Avrupa’nın en ünlü bilim adamlarının tartışmalarını izleme olanağını bulmuştu. Londra’ya dönünce de Kraliyet Enstitüsü’nde kendi araştırmalarına başlamayı kararlaştırdı.

Danimarkalı fizikçi Hans Oersted, elektrik akımı geçen bir telin yanındaki pusulanın iğnesinin saptığını bulmuştu. Faraday, Carsted’in bu buluşuna dayanarak elektrik ve miknatıslanma arasındaki bağlantıyı araştırmak üzere deneylerine başladı. İlk büyük buluşunu bir yıl sonra gerçekleştirdi. At nalı biçimindeki bir miknatısın ortasına içinden elektrik akımı geçen bir tel yerleştirildiğinde, elektrik ve manyetik kuvvetlerin karşılıklı birbirlerini etkilemesi sonucu tel kendi çevresinde dönmeye başladı. Faraday, manyetik ve elektrik kuvvetlerin mekanik harekete dönüştürülebileceğini gösterdi. Deneyinin sonuçlarını daha ileri götürmemesine karşın Faraday, gerçekte elektrik motorunun ilkel bir örneğini yapmış oldu.

Faraday’ın buluşu onun bilimsel çevrelerde tanınmasına yol açtı. Ancak o Davy’nin asistanlığını ve hocasının elektroliz deneylerine karşı ilgisini sürdürdü. Bu konuda bağımsız deneylere de başladı. Birkaç yıldır sudan elektrik geçirildiğinde suyun bileşimindeki iki elementin, oksijen ve hidrojenin ayrıştığı bilinmekteydi. Davy diğer bileşiklerin de aynı biçimde elektroliz yöntemiyle ayrıştırılabileceğini göstermişti. Bir takım kimyasal tuzlardan o güne kadar bilinmeyen bazı madenleri ayırmayı başarmıştı. Faraday, çok özenli bir dizi deneyle elektrolizi ölçülebilir kurallara bağladı.

Elektrolizle ilgili başarılarının yanında Faraday’ın gerçek ilgisi mıknatıslanma ve elektrik arasındaki bağlantı üzerindeydi. Elektrikten
mıknatıslanma ve mıknatıslardan da elektrik elde edilebileceğine inanıyordu. 1831 yılında bir dizi tarihi deney sonunda elektromanyetik indüksiyon olayını buldu. Manyetik yoğunluklarda yapılan değişiklikler sonucu, elektrik üretilmesine manyetik indüksiyon denir.

Faraday, en çok bilinen deneyinde ise demir halkayı üst üste iki yalıtılmış telle sardı. Sarımlardan birinin ucunu elektrik akımı ölçen bir aygıt olan galvanometreye bağladı. Öbür sarımın uçlarını ise elektrik üreten bir bataryaya bağladı. Faraday, demirin geçici olarak mıknatıslandığını bilmesine rağmen ilk önce hiçbir şey olmadı. Ancak bataryaya bağlı sarımda devre açıldığında ya da kapandığında, yani elektrik geçmeye başladığı ya da akımın kesildiği anlarda galvanometrede diğer sarım devresinde elektrik akımı kaydettiği görüldü. Faraday, demirdeki mıknatıslanmanın artması ve azalmasıyla diğer sarımda elektrik akımı oluştuğunu buldu. Bir başka deyişle, mıknatıslanma yoğunluğundaki değişiklik indüksiyon yoluyla elektrik üretiyordu. Faraday, buluşundan yararlanarak ilk dinamosunu yaptı. Bu, günümüzde evlerde ve endüstride elektrik akımı üretimi için kullanılan jeneratörlerin ilk örneğiydi.

Faraday, bu çalışmaları manyetik olayları açıklayan “kuvvet çizgileri” kavramını geliştirmesine yol açtı, mıknatısın kutuplarından her yönde dağılan ve mıknatısın çevresindeki uzayı dolduran manyetik kuvvetlerin olduğunu anladı. Kuvvetin şiddetlerinin eşit olduğu noktalar birleştirildiğinde manyetik alan çizgileri belirmiş oluyordu. Faraday’ın ölümünden sonra geliştirilen düşünceleri, günümüzde elektromanyetik kuram olarak tanıdığımız elektrik ve manyetik olayların yapısı ve karşılıklı etkileşimlerinin matematik temelini oluşturdu.

Her zaman çok alçakgönüllü bir adam olan Faraday, kendisine verilen çok sayıda ödülü ve onurlandırmaları zorla kabul etti. Ölümünden sonra da mezarına, mezar taşlarının en yalınının dikilmesini istemişti.