Hristiyanlıkta Kilise ve İbadetler

Kilise

Genel Bakış

Birlik, topluluk, cemaat vb. anlamlarına gelen; “eklisya” kelimesinden türeyen kilise, bir terim olarak, Hz. İsa’nın getirdiği inanç sistemini benimseyenlerin dini törenleri, yaptıkları tapınak yada mabet demektir. Ayrıca bu kavram ilk dönemlerde oluşmuş Hristiyan mezheplerini de ifade eder.

Kilise amaç, anlam ve fonksiyon bakımından mezheplere göre farklılıklar gösterir. Katolik anlayışına göre kilise, Hz. İsa tarafından kurulan, temeli Hz. İsa olan ve O’na inananların oluşturduğu topluluktur. Bu durumda Katolik düşüncesine göre kilise birlik, kutsallık, genellik ve hidayete götüren bir emniyet (Apostolluk) yolu gibi bazı özelliklere sahiptir.

Ortodoks mezhebine mensup olanlar da kilisenin hem bu dünyaya hem de görünmeyen öteki aleme ışık tuttuğuna inanmaktadırlar. Protestan ilahiyatını tercih eden Hristiyanlar ise kiliseyi Allah’ın emirlerinin sunulduğu ve dini ibadetlerin yapıldığı bir mekân ve mabet olarak kabul etmektedirler. Başlangıçta tek bir kurum olan kilise daha sonra tapınma biçimleri, inanç şekilleri ve yaşayış ilkeleri bakımından doğu ve batı kollarına ayrılmıştır.

Kiliselerin Tarihçesi

İlk Hıristiyanların ibadet ettikleri ayrı bir yer yoktu. Onlar, uygun yerlerde toplanıyorlardı. Nihayet IV. Yüzyılda mabet devri başladı. Hz. İsa’ya göre 12 havari, başlayan yeni devrenin ilk nüvesiydi. Onların lideri Petrus’tu. Petrus, İsa’nın çarmıh ve tekrar dirilişinden sonraki 50. gün olan pentakost gününde, Kutsal Ruh’un Kudüs’te ilk Hıristiyan topluluğu üzerine dökülmesi sonucu meydana gelen Kilise’nin başı oldu. O gün onlar çeşitli dilleri konuşur oldular. Cemaate 3.000 kişi katıldı. İlk Kilise, Kutsal Ruh vasıtasıyla ilahi güçle dolmuş oldu. Böylece Kilise’nin İsa’nın bedeni hatırasıyla değil, manevi varlığıyla bütünleşmiş olduğu kabul edildi. O günden sonra İsa’nın Kilise’de hazır bulunduğuna inanıldı.

Pavlus, önce katı bir Hıristiyan düşmanıyken, 32’de Şam yolunda İsa’yı ma’nen gördüğünü iddia ederek Hristiyan oldu. Daha sonra Hristiyanlığın Yahudi olmayanlar arasında yayılmasında büyük rol oynadı. Başta Petrus ve Pavlus, ilk Hristiyanlar, çeşitli yerlere giderek oralarda cemaatler oluşturdular. Bu cemaatler, dini ayin ve törenleri, ibadet işlerini yürütmek üzere birer idareci seçtiler; bu idareciler, ruhban sınıfının başlangıcı oldu.

Petrus ve Pavlus, Roma’da öldürüldü. Onların mezarının Roma’da bulunması, Roma Kilisesinin bütün Hristiyanlığı temsil ettiği iddiasına yol açtı. Bu sırada mahalli Kiliseler de kurulmuştu. Görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Konstantin, IV. Yüzyılda Hıristiyanlığa serbestlik tanıyıp görüş ayrılıklarını gidermek istedi. Böylece konsiller devresi başlamış oldu. 325’de İznik’te toplanan konsil de, İsa’nın mahluk olduğunu savunan Aryüsçülere karşı, İsa’nın tanrılığını, Baba’nın Oğlu olarak onunla aynı cevherden geldiğini ileri sürenlerin görüşü kabul edildi.

381’de İstanbul’da toplanan ikinci konsilde Kutsal Ruh’un da Baba ve Oğul’la aynı cevherden olduğu, dolayısıyla onun da ilah sayılması gerektiği kararlaştırıldı. 431’de Efes Konsilinde, Bâkire Meryem’in Tanrının Anası olduğu, Mesih’in gerçek bir tanrı ve iki tabiata sahip bir insan bulunduğu kararına varıldı. Ancak bu konsilde İsa’nın insanlık ve tanrılık unsurlarının birleşme konusu halledilemedi. Bunun için 451’de Kadıköy Konsili toplandı. Bu konsilde İsa’nın iki tabiata (insanî ve ilâhî) sahip olma konusunda önceki konsil de halledilemeyen hususlara yeni açıklamalar getirilerek karar altına alındı. Ancak İsa’da insani ve ilahi iki tabiatın birleştiğini savunanlar (Monofizitler), bu konsilde alınan kararları kabul etmediler ve ayrıldılar. Böylece Hıristiyan dünyasında ilk ciddi
bölünme ortaya çıkmış oldu.

Her Kilise, kendinin haklı olduğunu, geleneğinin havarilere dayandığını ileri sürüyordu. Öte yandan kendi dini konularını halletmek için özel konsiller (sinod’lar) oluşturuyorlardı. Kadıköy (Kalkedon) Konsilini diğerleri takip etti. 869’da İstanbul’da yapılan 8. konsilde Kutsal Ruh’un kimden çıktığı, Roma Kilisesinin otoritesi gibi konular tartışıldı. Bu tartışmalar, Doğu ve Batı Kiliselerinin ayrılmasına yol açtı. Zaten asırlarca doğu ile batı arasında üstünlük, ayin ve ibadet usulü ve doktrinde gerginlik vardı. Nihayet 1054’te Roma Papa’sının İstanbul Patriğini afaroz etmesiyle kesin bölünme ortaya çıktı.

Doğu Kilisesi Ortodoks, Batı Kilisesi de Katolik adını aldı. XVI. Yüzyılda Batı Kilisesi kendi içinde bir defa daha bölündü. Çünkü reform hareketleri başlamıştı. Bunun sonucu Protestanlık ortaya çıktı. Böylece çeşitli Kiliseler doğdu. Her Kilise, bir mezhep görünüşü kazandı.

Hristiyanlıkta İbadetlere Genel Bakış

Hıristiyanlıkta ibadet, kiliselerde cemaatle ve papaz nezaretinde olur. Ferdi dua ve oruç da vardır. Kilisenin sembolü, “haç”tır. Hıristiyanlar, çeşitli vesilelerle haç çıkarırlar. İbadete çağrı, çanla olur. İbadetler; günlük, haftalık ve yıllık olur.


1- Günlük ibadet: Önceden günde yedi defa yapılmaktayken sonraları sabah, akşam olmak üzere ikiye indirilmiştir. Kilise, toplu ibadetleri ferdi ibadetten üstün görür. Bu nedenle mecburi olmasa da sabah ve akşam ibadeti papaz nezaretinde kilisede yapılır. İbadet saatleri, iklime ve hayat şartlarına göre ayarlanır. Bu ibadetlerde Hristiyan Kutsal Kitabından parçalar okunur. Ayrıca ilahiler söylenir.

2- Haftalık İbadet: Pazar günü yapılır. Sabah ve akşam olmak üzere iki vakitte yapılır. Pazar günü yapılan ibadetin Hristiyanlar için büyük önemi vardır. Her Hristiyan, temiz olarak gelmeye itina gösterir. Bu ibadete katılmak, Katolikler de mecburi, diğerlerinde farklıdır. Bazı mezhepler ise senede birkaç defa Pazar ibadetine katılmayı yeterli görür. Bunu kiliseye bağlılığın bir işareti olarak kabul eder. Çünkü her Hristiyan, bir Kilise’ye kayıtlıdır.

Hristiyanlıkta Pazar gününe verilen önem, bu günün Hz. İsa’nın diriliş günü olarak kabul edilmesinden kaynaklanır. Pazar günü, Ekmek-Şarap Ayini (evharistiya) ile İsa’nın ma’nevi vücuduna iştirak edilmiş olunacağına inanılır. Bu ibadet, mutlaka kilisede ve papaz nezaretinde olur. Pazar ibadetinde Hristiyan Kutsal Kitabından parçalar okunur, ilahiler söylenir, dua edilir, vaazlar verilir.

3- Yılık İbadet: Bayram ve anma günü şeklindedir. Kilise yılı, normal yıldan farklıdır. Bazı bayramların günü sabittir, bazıları her yıl yeniden tespit edilir. Mesela Noel sabittir; Paskalya ise 22 Mart-19 Nisan arasında bir Pazar günü yapılır, her sene yeniden tespit edilir. Kilise yılında genellikle dört devre bulunur: 1) Advent devri: İsa’nın doğum gününü hazırlayan dört haftalık bir tevbe zamanı, 2) Noel devri: İsa’nın doğum günü, 3) Büyük Paskalya Oruç Hazırlığı, 4) Paskalya devri.

Yıllık İbadetler

Noel

İsa’nın doğuşunun hatırasına yapılan bir bayramdır. Katolik, Ortodoks ve Protestan Kiliselerinde 25 Aralık’ta, Ermeni Kilisesinde 6 Ocak’ta kutlanır. Noel, 24 Aralık akşamı Hristiyanların kilisede ayinle ve evlerinde yaptıkları kutsal gece eğlencesiyle başlar. 25 Aralık Sabahı ise, kilisede şenlikler yapılır. 2. Bayram günü olan 26 Aralık’ta genellikle misafirler ağırlanır, ziyafetler verilir, hastaneler ve kimsesiz çocuklar ziyaret edilir.

İlk Noel, 336 ‘da Roma’da kutlanmaya başladı. Aslında İsa’nın doğum yılı ve günü kesin olarak bilinmemekteydi. Romalıların İran’dan aldıkları Mitra Dinindeki ölümsüz Güneş Tanrısının doğum günü bayramını Hristiyanlar İsa için kullanmaya başladılar. Bu putperest Roma bayramı, 21–31 Aralık tarihleri arasında kutlanıyordu. Miladi takvim yılı başlangıcı olan yılbaşı ile Noel Bayramının bir ilgisi yoktur. Aziz Nikolas la “Noel Baba’nın bir ilgisi olmadığı gibi. Noel Baba, Noel gecesi çocuklara hediyeler dağıttığına inanılan
efsanevi bir kişidir; gerçek bir şahsiyet değildir. Bugün kutlanan Noel gecesiyle ilgili olarak yapılan çamlı, eğlenceli uygulamalar, dini olmaktan çıkıp tamamen folklorik bir mahiyet kazanmıştır.

Paskalya

İbranice geçiş anlamına gelen “pesah”, Yunanca “Paskhalia”dan gelir. Hristiyanlığın ilk devirlerindeki Yahudi Pesah bayramına denk olan bir bayramdır. O zaman Hristiyanlar, İsa’nın Pazar günü dirilişini her Pazar kutlarlardı. Kilise teşkilatının yerleşmeye başladığı sırada kiliselerde özel bir Paskalya günü kabul edildi. Paskalya en büyük Hıristiyan bayramlarından biridir. Paskalya Doğu Kilisesi için çok önemlidir. İnsanı ebedi ölüm den kurtaracağına inanılan İsa’nın yeniden dirilişi olayı Kilise’nin ve her insanın hayatının merkezi sayılmaktadır. Ortodokslar ile Katoliklerin Paskalyaları arasında tarih bakımından fark vardır.

Haç Yortusu

Haç, birbirine dik iki ağaç vb. den meydana gelen şekle denir. Hıristiyanlık öncesi devrelerde de çeşitli milletler de hac sembolü vardı. İsa’nın çarmıh olayından sonra haç, Hıristiyanları diğer dinlerin mensuplarından ayıran, onlara ait, bir sembol olmuştur. Bu sembol, Hıristiyanlara İsa’nın çarmıhta çektiği acıları ve ölümünü hatırlatır. Bu anı hatırlamak için Hristiyanlar (Protestanlar hariç) haç sembolünü kiliselerinde, mezarlarında, yol kavşaklarında, üzerlerinde bulundururlar. Konstantin zamanında İsa’nın çarmıha gerildiği ağaçlar bulunduğu (326’da) için, bu olayın hatırasına, bir bayram başlatılmıştır. Ortodoksların hacının kolları genellikle birbirine eşitken, Latin haçının alttaki kolu diğerlerinden uzundur.

Meryemana Günü

Meryem’in günahsızlığı, lekesizliğini, ahlak ve iffetini tanıtmak için Roma’da 1477’de başlatılan bir anma günüdür. Advent devresine dahil olduğundan anılma günü yıldan yıla değişir. Protestanlar dışında, Katolik ve Ortodoks Kiliseler, Meryem’e büyük saygı duyarlar, ona özel dua, bayram ve ilahiler tahsis ederler. İsa gibi Meryem’in de günahsız olduğunu kabul ederler.

Ayinler (Sakramentler)

Kilise, mensuplarına İsa tarafından konulduğunu açıkladığı yedi “sakrament’i bildirdi ve onlardan buna uyulmasını istedi. Sakrament, kutsal şey, ayin anlamına gelir. Zamanla sakramentler konusunda ihtilaf çıktı. Kiliseler birbirinden ayrıldıktan sonra, kabul edilen sakramentlerin sayısında görüş ayrılıkları oldu. Katolik ve Ortodokslar yedi sakrament kabul ederken, Gregoryen Ermeniler altı, Protestanlar ise iki tanesini benimsediler. Unitaryenler ve Kveykırlar (quakers), Tanrı ile insan arasında hiçbir şeyi kabul etmediklerinden, bunların hepsini reddederler. Bu sakramentler şunlardır:

Vaftiz

Sakramentlerin ilki vaftizdir. Vaftiz olmakla Hristiyan olunduğu gibi, bir Kiliseden diğerine geçmek de yine vaftizle başlar. Vaftiz ayini, Baba, Oğul, Kutsal Ruh adına yapılır. Hz. İsa tarafından konulduğu kabul edilir. Vaftiz İsa’nın ma’nevi vücuduna iştirak edişi, Kutsal Ruh la yeniden doğuşu ifade eder. Asli suçun vaftizle giderilebileceğine inanılır. Vaftiz, Yunanca suya batırmak anlamına gelir. Vaftiz, kilisede yapılır. Kiliseler arasında vaftiz uygulaması farklıdır. Suya daldırmak, batırmak, su serpmek ve su dökmek
yollarıyla vaftiz çeşitli şekillerde yapılabilir. Vaftiz yapılacak olanın yaşı kiliselere göre değişmektedir. Genellikle küçük yaşlarda yapılır. Vaftizsiz ölen, asli suçtan temizlenmediği için, günahkar ölür.

Evharistiya (Ökarist: Ekmek-Şarap Ayini)

Bu ayin, Hıristiyanlıkta önemli sakramentlerden ikincisidir. Evharistiya, çarmıha gerilmeden önce Hz. İsa’nın havarilerle yediği son akşam yemeğinin hatırasıdır. İncillere göre, son akşam yemeğinde Hz. İsa, ekmeği böldü, parçaladı; bu benim etimdir diyerek havarilere verdi. Sonra bir kase içindeki şarap için, bu benim kanım deyip onlara içirdi. Pavlus, bu olayın yorumunu yaptı. Kilise, onu ayin haline getirdi. Önce senede bir defa yapılırken, sonra her hafta yapılmaya başlandı. Eski Hıristiyanlar, evharistiya’yı bir çeşit kurban olarak gördüler. Bugün de kiliselerde yapılan evharistiya ayininde verilen ekmek ve şarap, kurban olarak nitelendirilir. Evharistiya, Pazar Günü Kilisede yapılan bir ayindir. Kiliseler arasında farklı bazı noktalar dışında genellikle aynı şeyler yapılır.

Konfirmasyon (kuvvetlendirme)

Vaftiz edilen çocuğun, takdis edilmiş bir yağla, vücudunun çeşitli yerlerinin yağlanmasıdır. Vaftiz ayininin kuvvetlendirilmesidir. Bu sakrament, doğu kiliselerinde vaftizden hemen sonra, bati Kiliselerinde ise daha sonra yapılır. Vaftizle konfirmasyon arasında yakın bir ilgi bulunduğundan bunların arka arkaya yapılması tercih edilir. Yağlanmış çocuk, kilisenin bu iş için ayrılan yerine götürülür. Orada ona konfirmasyon ekmeği yedirilir; yiyemeyecek durumda ise dudağına dokundurulur. Böylece o, kilisenin bir üyesi olur.

Günah İtirafı

Kaybolan vaftiz inayetini yeniden elde etmek için yapılan ayindir. Günah işleyen, günahlarını itiraf eder. Papaz, affetme yetkisine sahip Kilise adına, itirafta bulunanın günahlarını bağışlar. Kişi, ne kadar günahkar olursa olsun, pişman olup tövbe ve itirafta bulunursa, günahları affolunur; kaybettiği inayeti yeniden kazanır. Bazı durumlarda papaz, kefaret olarak, ceza takdir edebilir.

Son Yağlama

Takdis edilen yağın hem şifa, hem günahların bağışlanması, hem de rahat ölüm için hastalara sürülmesi ayinidir.

Rahip Takdisi

Kilise hiyerarşisinin üç üst merhalesinde bulunan diyakos, papaz ve piskoposların takdisi ayinidir. Bu görevler, sadece tayinle değil, takdis ayiniyle verilir. Takdis, piskopos tarafından yapılır.

Nikah

Katolik Kilisesine göre nikâh, İsa ile Kilise arasındaki çözülmez ruhani münasebetin bir sembolü ve bundan dolayı kutsal bir sakramenttir. Bir ayin olarak evlilik, iki kişinin anlaşmasının Kilise tarafından takdis edilmesi ve bu çiftin kilisede mukaddes bir bağla bağlanmasıdır. Evlilik, Tanrı’nın meydana getirdiği bir kurum sayıldığı için, ilk çağlardan beri kutsal sayılmıştır. Evlenme ayinleri, genellikle kadının bağlı bulunduğu kilisede yapılır. Katolik ve Ermeni Kiliseleri, boşanmaya kesinlikle izin vermez. Ortodoks Kiliselerinde boşanma belirli şartlara bağlıdır.