Faşizm

Faşizm Nedir?

1922 yılında İtalya’da Mussolini tarafından kurulan ve İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar ayakta kalan, meslek kuruluşlarına dayalı, devlet sınırlarını genişletme isteği güden, yetkinin tek elde toplandığı devlet yönetimidir. Faşist öğreti çarpıtılmış bir ulusçuluğa dayanır, demokrasiyle bireyin temel hak ve özgürlüklerini hiçe sayan bir baskı düzeninin kurulmasını amaçlar. (Tıklayınız: Mussolini Kimdir)

Bunun haricinde faşizmi siyasi eylem, politik felsefe veya kitle hareketi olarak tanımlayanlarda bulunmaktadır. Ancak tüm tanımlar Faşizm’in otoriter olduğu konusunda hemfikirdir. Faşist ideoloji Marksizme, liberalizme ve demokrasiye şiddetle karşı çıkar. Zira devletin çıkarlarının bireysel çıkarların önüne geçtiğine inanırlar. Ancak Faşizm’in ekonomik uygulamaları ideolojik ve eylem yönünden Marksizme benzer. Üretim alanlarında yer alan şirketler ile kartellerin kamulaştırılması ve uygulamada Marksist düşünceyi temel alması bu benzerliği ortaya koymaktadır.

Faşizm dendiğinde genellikle I.Dünya Savaşı’ndan sonra iktidara gelen “nazizm” ve İtalyan rejimleri akla gelir. Ancak birçok ülkede faşist rejim veya fraksiyonları uygulanmıştır. İspanya’da Francisco Franco, Arjantin’de Juan Perón gibi liderler, 20. yüzyılın tanınmış faşist liderleri arasında örneklendirilebilir.

“Faşizm” Kelimesinin Etimolojisi

Faşizm olarak bilinen siyasal hareketin adı, hareketin önderi Benito Mussolini tarafından
1919 yılında, eski Roma’da devletin gücünü ve adaletini simgeleyen asadan esinlenerek konulmuştur. Gerçekten de, Roma’da yüksek görevlileri koruyanlar, omuzlarında bir asa taşırlardı. Romalılar döneminde kayın ve karaağaçtan yapılan bu asalar demetine “fascio” denilirdi. Demet, ilk kez Etrükskler zamanında kullanılmış ve büyük bir olasılıkla Roma’ya Etrusk hükümdarlarının yönetiminde olduğu dönemlerde girmiş, daha sonraları güç simgesi olarak kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasının derin toplumsal çalkantıları ve parti çekişmeleri arasında, Mussolini eski Romalılardan kalma sözcüğe tekrar güncellik kazandırdı.

Faşizm’in Eylem Olarak Gelişimi

23 Mart 1919 yılında, Milano kentinde “İtalyan Savaş Birliklerini” kuran Mussolini, yoğun bir örgütlenme çabasına girişti. Hareket “sınıf savaşının aşılmasını, zaferin değerlendirilmesini ve ülkenin yeniden yaratılmasını” öneriyordu. Aslında bu öneriler faşizmin, demokrasinin her türlü biçimini reddeden gerçek yüzünü örtmeye yarıyordu. Bu yönlendirme faşistlere, sol partilerin gelişmelerinden ürken tutucuların desteğini sağladı.

Savaş sonrasında İtalya’da yaşanan ekonomik bunalım büyük toplumsal sorunların doğmasına neden olmuştu. İşsizliğin artması, büyük bir yoksulluğun ortaya çıkması toplumsal çelişkileri arttırmıştı. Bu durum sosyalist hareketin hızla yayılarak gelişmesine yol açtı. Sosyalizme karşı kurtarıcı rölünü üstlenen faşist hareket hızla yayıldı. 7 Kasım 1921’de Roma’da yapılan kongrede hareket, Nasyonal Faşist Parti adını aldı.

Eylemlerin artmasıyla devletin kendilerini koruyamadığını görerek kaygıya düşen sanayiciler, bankacılar ve toprak sahipleri ülkeyi bu tür eylemlerden kurtarmayı vaat eden Faşist Parti’yi desteklemeye başladılar. 24 Ekim 1922’de Mussolini Napoli’den hareket ederek darbeye kalkıştı. Sayıları 40 bini bulan kara gömlekli Roma üzerine yürüdü. Sıkıyönetim isteği kral tarafından kabul edilmeyen Başbakan Facta istifa etti. Faşistler kısa sürede demiryollarını, posta idarelerini ve önemli kilit noktaları ele geçirdiler. Bu gelişmelerin akabinde Kral Başbakanlığa Mussolini’yi getirmek zorunda kaldı.

Faşistlerin iktidara gelmesinin başlangıcında, demokratik devletin geleneksel çizgileri korundu. Mussolini kabinesinde faşist üyeler azınlıktaydılar. Ancak kısa bir süre sonra faşistler devletin kilit noktalarına sızdılar. Yeni bir seçim sistemi ve eylem gruplarının uyguladığı şiddet yoluyla 1924 yılı seçimlerinde 535 milletvekilliğinin 406’sını kazanarak parlamentoda çoğunluğu sağladılar. Sosyalist milletvekili Matteotti, 10 Haziran 1924’de
faşistler tarafindan öldürülünce muhalefet parlamentoyu terketti. Bunun üzerine Mussolini faşist olmayan parti ve sendikaları yasakladı. 1926 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle Mussolini yürütme gücünü tek başına eline aldı. 1928 yılı seçimleri, seçmenlerin tek bir listeyi onayladıkları göstermelik bir niteliğe büründü.

Devletin tek partisi olduktan sonra faşizm, İtalya’da İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar
egemen oldu. Bu süre boyunca ülke içinde anti-demokratik, ülke dışında ise sömürgeci bir
siyaset izleyerek 1935-1936 Afrika seferini ve buna bağlı olarak Etiyopya’da İtalyan “İmparatorluğu’nu kurma girişiminde bulundu. Bu arada Avrupa’da da faşizmden esinlenen çeşitli hareketler doğdu. Bunların arasında en güçlüsü Adolf Hitler’in “nazizm”dir.

Sonuç

Faşizm, gerçekte Mussolini’nin de 1919’da “öğretimiz eylemdir” diyerek açıkça ifade ettiği gibi, bir öğreti olmaktan çok pratik bir siyasal harekettir. Faşizme göre birey bir hiçtir. Önemli olan ulus ve en büyük erk sayılan devlettir. Devlet amaç, bireylerse yalnızca araçtır. Faşizme göre “her şey devlet içinder; hiçbir şey devletin dışında değildir”. Devlet toplumun yaşantısını yönetir.